300 kalıp · Son güncelleme:
İngilizce kalıplar: 300 günlük konuşma kalıbı, okunuşu ve anlamı
İngilizce kalıplar nelerdir?
İngilizce kalıplar, günlük konuşmada hazır olarak kullanılan ve boş yerine farklı kelimeler koyarak sayısız cümle kurmaya yarayan cümle iskeletleridir. Örneğin “I'm thinking of …” kalıbıyla “I'm thinking of moving” (taşınmayı düşünüyorum) ya da “I'm thinking of a new job” (yeni bir iş düşünüyorum) gibi pek çok cümle kurulur. Kalıp öğrenmek, kelimeleri tek tek çevirmek yerine doğrudan konuşmaya geçmeyi sağlar ve Türkçe düşünmekten kaynaklanan hataları azaltır. Bu sayfada Kalıpça'daki 300 kalıbın tamamı dört konuşma dünyasına (tanışma, kafe ve restoran, havalimanı ve otel, ofis ve toplantı) ve A1, A2, B1 seviyelerine göre gruplanmıştır. Her kalıbın sayfasında Türkçe anlamı, Türkçe harflerle okunuşu, 6 örnek cümle, kısa bir diyalog ve en sık yapılan hatalar bulunur.
Dünyalar: Tanışma · Kafe ve restoran · Havalimanı ve otel · Ofis ve toplantı · Soru kalıpları
Tanışma (75 kalıp)
A1 · Başlangıç
- Nice to meet you. Tanıştığımıza memnun oldum.
- You can call me … Bana … diyebilirsin.
- I'm from … …'lıyım / …'denim.
- I live in … …'de yaşıyorum.
- I work as … … olarak çalışıyorum.
- I'm a student at … …'de öğrenciyim.
- What do you do? Ne iş yapıyorsun?
- Where are you from? Nerelisin?
- I'm … years old. … yaşındayım.
- There are … of us. … kişiyiz / … kardeşiz.
- I like … … severim.
- I don't like … very much. … pek sevmem.
- My favorite … is … En sevdiğim …, ….
- How about you? Ya sen? / Peki sen?
- Me too. Ben de.
- Sorry, what was your name again? Pardon, adın neydi?
- Could you say that again? Tekrar söyler misin?
- How do you spell …? … nasıl yazılıyor?
- See you … … görüşürüz.
- It was nice talking to you. Seninle konuşmak güzeldi.
- Let's keep in touch. İletişimi koparmayalım.
- Are you on …? …'da var mısın?
- How's it going? Nasıl gidiyor?
- I'm doing …, thanks. …, teşekkürler.
- How are you doing? Nasılsın?
A2 · Temel
- What do you do for fun? Eğlenmek için neler yaparsın?
- I'm into … …'e meraklıyım.
- I'm not really into … …'e pek ilgim yok.
- In my free time, I … Boş zamanlarımda ….
- I'm originally from …, but I live in … Aslen …'lıyım ama …'de yaşıyorum.
- I've been living in … for … … süredir …'de yaşıyorum.
- How long have you been …? Ne zamandır …?
- Have you ever been to …? Hiç …'e gittin mi?
- I've never … before. Daha önce hiç ….
- I've always wanted to … Hep … istemişimdir.
- I used to … Eskiden ….
- I'm working on … at the moment. Şu an … üzerinde çalışıyorum.
- I'm studying … … okuyorum / … çalışıyorum.
- What made you …? Neden …? / … nasıl karar verdin?
- That sounds …! Kulağa … geliyor! / Çok … görünüyor!
- Oh really? I didn't know that. Öyle mi? Bilmiyordum.
- That's a good question. Güzel soru.
- What kind of … do you like? Ne tür … seversin?
- I'm a big fan of … … hayranıyım. / … bayılırım.
- It depends on … … bağlı.
- I'm good at … … konusunda iyiyimdir.
- I'm not very good at … … konusunda pek iyi değilim.
- I'm interested in … … ile ilgileniyorum.
- I'm looking forward to … … dört gözle bekliyorum. / … için sabırsızlanıyorum.
- Do you happen to know …? … biliyor musun acaba?
- By the way, … Bu arada, ….
- Anyway, … Neyse, ….
- Speaking of …, … demişken, ...
- So, how do you know …? Eee, … nereden tanıyorsun?
- We met at … … tanıştık.
B1 · Orta
- I'd love to … sometime. Bir ara … çok isterim.
- We should … sometime. Bir ara … lazım. / Bir ara … yapalım.
- Are you free on …? … boş musun?
- If you're ever in …, let me know. Yolun bir gün … düşerse haber ver.
- I'm not sure, but I think … Emin değilim ama sanırım ….
- To be honest, … Açıkçası, …. / Dürüst olmak gerekirse, ….
- In my opinion, … Bence, ….
- I agree with you. Sana katılıyorum.
- It's not that …, it's just that … … değil, sadece ….
- The thing is, … Mesele şu ki, …. / Şöyle ki, ….
- What I like most about … is … … en çok sevdiğim şey ….
- I'm thinking of … … düşünüyorum.
- I've been meaning to … Ne zamandır … istiyordum / niyetindeydim.
- It's been ages since … … çok uzun zaman oldu.
- Long time no see! Görüşmeyeli uzun zaman oldu!
- What have you been up to? Bu aralar neler yapıyorsun? / Ne var ne yok?
- I've been busy with … … ile uğraşıyordum / meşguldüm.
- I'm afraid I have to … Maalesef … zorundayım / lazım.
- Say hi to … for me. … benden selam söyle.
- It was great catching up. Sohbet edip haberleşmek çok iyi geldi.
Kafe ve restoran (75 kalıp)
A1 · Başlangıç
- Can I have …, please? … alabilir miyim, lütfen?
- I'd like …, please. … istiyorum, lütfen.
- A table for …, please. … kişilik bir masa, lütfen.
- Could I see the menu, please? Menüyü görebilir miyim, lütfen?
- What do you recommend? Ne önerirsiniz?
- I'll have … … alayım.
- … to go, please. … paket olsun, lütfen.
- Can I get it …? … olabilir mi?
- Could I have it without …? … olmadan alabilir miyim?
- Is there any … in this? Bunun içinde … var mı?
- I'm allergic to … … alerjim var.
- I don't eat … … yemiyorum.
- Could we have the check, please? Hesabı alabilir miyiz, lütfen?
- Can I pay by …? … ile ödeyebilir miyim?
- Keep the change. Üstü kalsın.
- Excuse me, … Bakar mısınız / Affedersiniz, ….
- How much is …? … ne kadar?
- Do you have …? … var mı?
- Just …, thanks. Sadece …, teşekkürler.
- That's all, thanks. Bu kadar, teşekkürler.
- Could I have some more …? Biraz daha … alabilir miyim?
- Where's the restroom? Tuvalet nerede?
- Is this seat taken? Bu yer dolu mu?
- This … is delicious. Bu … çok lezzetli.
- Enjoy your …! … afiyet olsun!
- We're ready to order. Sipariş vermeye hazırız.
A2 · Temel
- What's in the …? … içinde ne var?
- Does it come with …? Yanında … geliyor mu?
- How long is the wait? Ne kadar beklememiz gerekiyor?
- We have a reservation under … … adına rezervasyonumuz var.
- I'd like to book a table for … … için masa ayırtmak istiyorum.
- Do you have anything …? … bir şeyiniz var mı?
- How spicy is …? … ne kadar acı?
- Could we sit …? … oturabilir miyiz?
- Could you bring us …? Bize … getirebilir misiniz?
- Can we split the check? Hesabı bölüşebilir miyiz?
- … is on me. … benden.
- Let's grab … Hadi … alalım / yiyelim / içelim.
- Do you want to grab … after …? … sonrası bir … alalım mı?
- I'm craving … Canım … çekiyor.
- I'm in the mood for … Canım … istiyor.
- I'm good, thanks. Yok, almayayım, teşekkürler.
- What does … mean? … ne demek?
- Could you make it …? … yapabilir misiniz?
- Sorry, I didn't order … Pardon, ben … sipariş etmedim.
- I think there's a mistake on … Sanırım … bir hata var.
- This … is a bit cold. Bu … biraz soğuk.
- Could we have … instead? Onun yerine … alabilir miyiz?
- We've been waiting for … … bekliyoruz.
- Is … included? … dahil mi?
- How do you like your …? … nasıl olsun?
- I prefer … to … …'ı …'a tercih ederim.
- Would you rather … or …? … mı, yoksa … mı tercih edersin?
- Do you feel like …? Canın … istiyor mu?
- Can I get a box for …? … için paket kutusu alabilir miyim?
- Could I get a refill on …? … tekrar doldurabilir misiniz?
B1 · Orta
- I was wondering if … Acaba … diye soracaktım.
- Would it be possible to …? Acaba … mümkün mü?
- Would you mind …? … rica etsem? / Sakıncası var mı?
- I'm afraid … Maalesef ….
- It's not exactly what I … Tam olarak … gibi değil.
- To be fair, … Hakkını vermek lazım, ….
- I have to say, … Söylemeden geçemeyeceğim, ….
- It's worth … … değer.
- It's not worth … … değmez.
- It's supposed to be … … olduğu söyleniyor. / … olması gerekiyor.
- I've heard … is really good here. Buranın … çok iyiymiş diye duydum.
- You can't go wrong with … … ile yanılmazsın.
- If I were you, I'd … Senin yerinde olsam ….
- I wouldn't … if I were you. Senin yerinde olsam … yapmazdım.
- It tastes like … … gibi tadı var.
- It reminds me of … Bana … hatırlatıyor.
- I'm not much of a … person. Pek … seven biri değilim.
- We should come back … … tekrar gelmeliyiz.
- Thanks for … … için teşekkürler.
Havalimanı ve otel (75 kalıp)
A1 · Başlangıç
- Here's my passport. Buyurun, pasaportum.
- I'm here for … … için buradayım.
- I'm staying at … …'de kalıyorum.
- I'm staying for … … kalacağım.
- Where is gate …? … numaralı kapı nerede?
- Is this the line for …? Bu … sırası mı?
- Can I bring … on the plane? Uçağa … götürebilir miyim?
- I'd like to check in, please. Giriş yapmak istiyorum, lütfen.
- I'd like a … seat. … koltuk istiyorum.
- What time is …? … saat kaçta?
- How do I get to …? …'e nasıl giderim?
- Does the room have …? Odada … var mı?
- What's the Wi-Fi password? Wi-Fi şifresi ne?
- My room number is … Oda numaram ….
- Could you call me a taxi? Bana bir taksi çağırır mısınız?
- How much is a taxi to …? …'e taksi ne kadar tutar?
- I'd like to check out, please. Çıkış yapmak istiyorum, lütfen.
- Can I leave my bags here? Çantalarımı burada bırakabilir miyim?
- The … in my room doesn't work. Odamdaki … çalışmıyor.
- Could I have an extra …? Fazladan bir … alabilir miyim?
- I lost my … … kaybettim.
- My flight is at … Uçağım saat …'da.
- Which way is …? … ne tarafta?
- One ticket to …, please. …'e bir bilet, lütfen.
- Have a nice …! İyi …!
- Could you take me to …? Beni … götürür müsünüz?
A2 · Temel
- My flight has been delayed. Uçuşum rötar yaptı.
- I missed my … …'ı kaçırdım.
- My luggage didn't arrive. Bagajım gelmedi.
- Where can I …? Nerede … yapabilirim?
- Is there a … nearby? Yakınlarda … var mı?
- How far is it to …? …'e ne kadar uzak?
- Does this bus go to …? Bu otobüs …'e gider mi?
- What time do I have to …? Saat kaçta … gerekiyor?
- Could I get a late check-out? Geç çıkış yapabilir miyim?
- I booked a room with … … bir oda ayırttım.
- There's a problem with … … ile ilgili bir sorun var.
- It's too … in my room. Odam çok ….
- Could you help me with …? … konusunda bana yardım eder misiniz?
- I'm looking for … … arıyorum.
- I'm on my way to … … yolundayım / … gidiyorum.
- I'm traveling with … … ile seyahat ediyorum.
- It's my first time in … …'e ilk kez geliyorum.
- How long does it take to get to …? …'e gitmek ne kadar sürer?
- Do I need to …? … gerekiyor mu?
- Could you show me … on the map? Bana … haritada gösterebilir misiniz?
- I'd like to change my … … değiştirmek istiyorum.
- What do you recommend seeing in …? …'de neleri görmemi önerirsiniz?
- Sorry, I think you're in my seat. Pardon, sanırım benim yerimde oturuyorsunuz.
- Do you mind if I …? … sakıncası var mı?
- Is the flight to … on time? … uçuşu zamanında mı?
B1 · Orta
- I was supposed to … … gerekiyordu / … yapacaktım (ama olmadı).
- Would you be able to …? … yapabilir misiniz acaba?
- I'd appreciate it if you could … … yaparsanız çok sevinirim.
- Is there any way I could …? … yapabilmemin bir yolu var mı?
- I'm not happy with … … memnun değilim.
- It says here that … Burada … yazıyor.
- According to …, …'e göre, ...
- I was told that … Bana … söylendi.
- As far as I know, … Bildiğim kadarıyla ….
- In case …, … ihtimaline karşı, ...
- Just in case, … Ne olur ne olmaz, ….
- By the time …, … … olduğunda, … (çoktan).
- I ended up … Sonunda … (oldu / yaptım).
- I'm used to … … alışığım.
- I'm not used to … … alışık değilim.
- It's not as … as I expected. Beklediğim kadar … değil.
- It turned out that … Meğer … / Sonradan … olduğu anlaşıldı.
- I had no idea … … hiç bilmiyordum / haberim yoktu.
- I'd better … … iyi olacak / en iyisi ….
- You'd better … … iyi olur (yoksa...).
- Make sure you … … mutlaka / … emin ol.
- Don't forget to … … unutma.
- I really appreciate … … için gerçekten minnettarım.
- I can't wait to … … için sabırsızlanıyorum.
Ofis ve toplantı (75 kalıp)
A1 · Başlangıç
- Good morning, everyone. Herkese günaydın.
- I'm on the … team. … ekibindeyim.
- This is my colleague, … Bu, iş arkadaşım ….
- Do you have a minute? Bir dakikan var mı?
- Can I ask you something? Sana bir şey sorabilir miyim?
- I'm working from home … … evden çalışıyorum.
- I'll send you … Sana … göndereceğim.
- Did you get my email? E-postamı aldın mı?
- Sorry I'm late, … Kusura bakmayın geç kaldım, ….
- I'm busy … … meşgulüm.
- Let me check … … bir bakayım.
- I'll be there in … … sonra oradayım.
- Can you hear me? Beni duyabiliyor musun?
- You're on mute. Mikrofonun kapalı.
- Can you see my screen? Ekranımı görebiliyor musunuz?
- I'll call you … Seni … arayacağım.
- I owe you one. Sana bir borçluyum.
- I'm off … … izinliyim.
- I have a question about … … hakkında bir sorum var.
- Could you send me …? Bana … gönderebilir misin?
- Who is in charge of …? … kimin sorumluluğunda?
- I'll be right back. Hemen dönüyorum.
A2 · Temel
- Hi …, I hope you're doing well. Merhaba …, umarım iyisindir.
- I look forward to … … bekliyorum (resmî).
- I'm not feeling well, so … Kendimi iyi hissetmiyorum, o yüzden ….
- Let's get started. Başlayalım.
- The purpose of this meeting is … Bu toplantının amacı ….
- Let's move on to … … geçelim.
- Sorry, could you speak up? Pardon, biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?
- What do you think about …? … hakkında ne düşünüyorsun?
- I think we should … Bence … yapmalıyız.
- I'm not sure about … … konusunda emin değilim.
- That's a good point. Bu iyi bir nokta.
- Can we talk about … later? … hakkında sonra konuşabilir miyiz?
- I'm in charge of … … benim sorumluluğumda.
- The deadline is … Son teslim tarihi ….
- I need it by … En geç … ona ihtiyacım var.
- I'll get back to you … Sana … dönüş yapacağım.
- Let me know when … … olunca bana haber ver.
- I'm running late for … … geç kalıyorum.
- Can we reschedule …? … başka bir zamana alabilir miyiz?
- Does … work for you? … sana uyar mı?
- I'm afraid I can't make it … Maalesef … gelemeyeceğim.
- Please find attached … Ekte … bulabilirsiniz.
- I'm writing to … … için yazıyorum.
- Just a quick reminder that … Kısa bir hatırlatma: ….
- Could you take a look at …? … bir göz atabilir misin?
- I've finished … … bitirdim.
- I haven't … yet. Henüz … yapmadım.
- We're on track to … Plana göre … yolundayız.
B1 · Orta
- Correct me if I'm wrong, but … Yanılıyorsam düzelt ama ….
- If I understand correctly, … Doğru anladıysam ….
- What I mean is, … Demek istediğim şu: ….
- Let's take a step back. Bir adım geri çekilip genel resme bakalım.
- The main issue is … Asıl sorun ….
- On the one hand, …, but on the other hand, … Bir yandan …, ama öte yandan ….
- I'd like to add that … Şunu da eklemek isterim: ….
- Can I just jump in here? Burada araya girebilir miyim?
- Sorry to interrupt, but … Böldüğüm için kusura bakma ama ….
- That makes sense. Mantıklı. / Anlaşılır.
- I see your point, but … Ne demek istediğini anlıyorum ama ….
- Let's agree to … … konusunda anlaşalım.
- Going forward, … Bundan sonra ….
- Could you walk me through …? Bana … adım adım anlatabilir misin?
- I'll look into it. İnceleyeceğim. / Bakacağım.
- I'll keep you posted. Seni gelişmelerden haberdar edeceğim.
- It's up to … Karar … ait. / … bilir.
- We need to make sure … … olduğundan emin olmamız lazım.
- The good news is … İyi haber şu: ….
- To sum up, … Özetlemek gerekirse ….
- Let's touch base … … kısaca tekrar konuşalım.
- I'm happy to … Seve seve ….
- Would it help if I …? … işine yarar mı?
- Feel free to … Çekinmeden ….
- Let's wrap up. Toparlayalım. / Bitirelim.