Kafe ve restoran · B1 · Son güncelleme:
I have to say, … ne demek?
Türkçesi: Söylemeden geçemeyeceğim, … · Okunuşu: ay hev tu sey, …
I have to say, … ne demek?
"I have to say, …" Türkçede "Söylemeden geçemeyeceğim, …" demektir ve bir şey hakkındaki güçlü görüşünü, çoğunlukla övgüyü vurgulamak için kullanılır. Bir yemeği, mekânı ya da hizmeti beğendiğini içtenlikle belirtirken cümlenin başına eklenir. Beklentinin üzerine çıkan durumlarda doğal bir tepkidir. Okunuşu "ay hev tu sey, …." şeklindedir. Örneğin "I have to say, the coffee here is amazing." (ay hev tu sey, dı kofi hir iz ımeyzin) cümlesi "Şunu söylemeliyim, buranın kahvesi harika" anlamına gelir. Virgülden sonra tam bir cümle gelir: "the coffee here is amazing", "I'm impressed". Bu cümle çoğunlukla bir övgü ya da şaşkınlık içerir. B1 seviyesindeki bu kalıp restoranda, kafede ve yeni bir yer denenirken sık geçer. En yaygın hata "I have to say you, the coffee is amazing." şeklinde söylemektir; doğrusu "I have to say, the coffee is amazing." olur. "Sana söylemeliyim" derken "say you" denmez; "say" kişiyi doğrudan almaz, gerekirse "tell you" kullanılır.
I have to say, … nasıl okunur ve örnek cümleler
- I have to say, this is the best baklava I've ever had.
Okunuşu: ay hev tu sey, dis iz dı best baklava ayv evır hed.
Söylemeden edemeyeceğim, bu yediğim en iyi baklava. - I have to say, the coffee here is amazing.
Okunuşu: ay hev tu sey, dı kofi hir iz ımeyzin.
Şunu söylemeliyim, buranın kahvesi harika. - I have to say, I'm impressed.
Okunuşu: ay hev tu sey, aym imprest.
Söylemeliyim, etkilendim. - I have to say, the staff here is really friendly.
Okunuşu: ay hev tu sey, dı stef hir iz rili frendli.
Şunu belirtmeliyim, buradaki çalışanlar çok güler yüzlü. - I have to say, I didn't expect much, but wow.
Okunuşu: ay hev tu sey, ay didınt ikspekt maç, bat vau.
Açıkçası pek bir şey beklemiyordum ama vay be. - I have to say, this place has a great vibe.
Okunuşu: ay hev tu sey, dis pleys hez ı greyt vayb.
Söylemeliyim, buranın havası çok güzel.
I have to say, … kullanırken en sık yapılan hatalar
Yanlış: I have to say you, the coffee is amazing.
Doğru: I have to say, the coffee is amazing.
Neden: 'Sana söylemeliyim' derken 'say you' denmez; 'say' kişiyi doğrudan almaz, gerekirse 'tell you' kullanılır.
Yanlış: I have to say, the coffee here amazing.
Doğru: I have to say, the coffee here is amazing.
Neden: İngilizcede 'is' düşmez: the coffee is amazing.
Yanlış: I must to say, the coffee here is amazing.
Doğru: I have to say, the coffee here is amazing.
Neden: 'must'tan sonra 'to' gelmez; konuşmada 'I have to say' daha doğal.
I have to say, … ile kısa diyalog: İlk kez gelinen pastane
A: So, what do you think of the baklava?
Eee, baklavayı nasıl buldun?
B: I have to say, this is the best baklava I've ever had.
Söylemeden edemeyeceğim, bu yediğim en iyi baklava.
A: I told you! Their pistachios are from Antep.
Demiştim! Fıstıkları Antep'ten.
B: We're definitely coming back.
Kesinlikle tekrar geliyoruz.
Benzer kalıplar
- To be fair, … Hakkını vermek lazım, …. · B1
- It's worth … … değer. · B1
- It's not exactly what I … Tam olarak … gibi değil. · B1
- It's not worth … … değmez. · B1
- I'm afraid … Maalesef …. · B1