Kafe ve restoran · B1 · Son güncelleme:
It's worth … ne demek?
Türkçesi: … değer · Okunuşu: its vört …
It's worth … ne demek?
"It's worth …" Türkçede "… değer" demektir ve bir şeyin zahmetine, parasına ya da beklemesine değdiğini söylemek için kullanılır. Uzun sıra, yüksek fiyat ya da uzak mesafe gibi bir bedele rağmen deneyimin buna değdiğini anlatır. Birine bir yeri ya da yemeği önerirken de kullanılır. Okunuşu "its vört …." şeklindedir. Örneğin "The line is long, but it's worth the wait." (dı layn iz long, bat its vört dı veyt) cümlesi "Sıra uzun ama beklemeye değer" anlamına gelir. Boşluğa isim ("the wait", "the price", "a visit") ya da fiil-ing ("trying the house dessert") gelir. "worth"ten sonra "to" kullanılmaz. B1 seviyesindeki bu kalıp mekân önerilerinde ve yemek değerlendirmelerinde sık geçer. En yaygın hata "It's worth to try the house dessert." şeklinde söylemektir; doğrusu "It's worth trying the house dessert." olur. "-meye değer" akla "to" getirir ama "worth"ten sonra fiil -ing alır: worth trying.
It's worth … nasıl okunur ve örnek cümleler
- The line is long, but it's worth the wait.
Okunuşu: dı layn iz long, bat its vört dı veyt.
Sıra uzun ama beklemeye değer. - It's worth trying the house dessert.
Okunuşu: its vört trayin dı haus dizört.
Evin tatlısını denemeye değer. - It's a bit expensive, but it's worth the price.
Okunuşu: its ı bit ikspensiv, bat its vört dı prays.
Biraz pahalı ama parasına değer. - It's worth a visit if you're nearby.
Okunuşu: its vört ı vizit if yur nirbay.
Yakındaysan uğramaya değer. - It's worth getting there early on weekends.
Okunuşu: its vört gedin der örli an vikendz.
Hafta sonları erken gitmeye değer. - It's worth every penny.
Okunuşu: its vört evri peni.
Her kuruşuna değer.
It's worth … kullanırken en sık yapılan hatalar
Yanlış: It's worth to try the house dessert.
Doğru: It's worth trying the house dessert.
Neden: '-meye değer' akla 'to' getirir ama 'worth'ten sonra fiil -ing alır: worth trying.
Yanlış: It worths the wait.
Doğru: It's worth the wait.
Neden: 'worth' fiil değildir; 'worths' olmaz, 'is worth' denir.
Yanlış: It deserves the wait.
Doğru: It's worth the wait.
Neden: 'Değer' 'deserve' diye çevrilmez; 'deserve' hak etmek demek.
It's worth … ile kısa diyalog: Fırının önündeki uzun kuyruk
A: Wow, look at that line!
Vay, şu kuyruğa bak!
B: I know, but it's worth the wait.
Biliyorum ama beklemeye değer.
A: Are their croissants that good?
Kruvasanları o kadar iyi mi?
B: Trust me, they're the best in town.
Güven bana, şehrin en iyisi.
Benzer kalıplar
- I have to say, … Söylemeden geçemeyeceğim, …. · B1
- It's not worth … … değmez. · B1
- To be fair, … Hakkını vermek lazım, …. · B1
- It's supposed to be … … olduğu söyleniyor. / … olması gerekiyor. · B1
- It's not exactly what I … Tam olarak … gibi değil. · B1