75 kalıp · Son güncelleme:
Havalimanı ve otelde kullanılan İngilizce kalıplar
Havalimanında ve otelde hangi İngilizce kalıplar kullanılır?
Havalimanı ve otel kalıpları, pasaport kontrolünde, check-in yaparken, uçuş ve bagajla ilgili soru sorarken, yol tarif isterken ve otelde oda ya da hizmet talep ederken kullanılan hazır İngilizce cümle iskeletleridir. Bu sayfada havalimanı ve otel dünyasındaki 75 kalıbın tamamı A1, A2 ve B1 seviyelerine göre sıralanmıştır. “Here's my passport.”, “I'm here for …”, “I'm staying at …” bu dünyanın en temel kalıplarındandır. Her kalıbın sayfasında Türkçe anlamı, Türkçe harflerle okunuşu, örnek cümleler, kısa bir diyalog ve Türkçe konuşanların en sık yaptığı hatalar bulunur.
A1 · Başlangıç (26 kalıp)
- Here's my passport. Buyurun, pasaportum.
- I'm here for … … için buradayım.
- I'm staying at … …'de kalıyorum.
- I'm staying for … … kalacağım.
- Where is gate …? … numaralı kapı nerede?
- Is this the line for …? Bu … sırası mı?
- Can I bring … on the plane? Uçağa … götürebilir miyim?
- I'd like to check in, please. Giriş yapmak istiyorum, lütfen.
- I'd like a … seat. … koltuk istiyorum.
- What time is …? … saat kaçta?
- How do I get to …? …'e nasıl giderim?
- Does the room have …? Odada … var mı?
- What's the Wi-Fi password? Wi-Fi şifresi ne?
- My room number is … Oda numaram ….
- Could you call me a taxi? Bana bir taksi çağırır mısınız?
- How much is a taxi to …? …'e taksi ne kadar tutar?
- I'd like to check out, please. Çıkış yapmak istiyorum, lütfen.
- Can I leave my bags here? Çantalarımı burada bırakabilir miyim?
- The … in my room doesn't work. Odamdaki … çalışmıyor.
- Could I have an extra …? Fazladan bir … alabilir miyim?
- I lost my … … kaybettim.
- My flight is at … Uçağım saat …'da.
- Which way is …? … ne tarafta?
- One ticket to …, please. …'e bir bilet, lütfen.
- Have a nice …! İyi …!
- Could you take me to …? Beni … götürür müsünüz?
A2 · Temel (25 kalıp)
- My flight has been delayed. Uçuşum rötar yaptı.
- I missed my … …'ı kaçırdım.
- My luggage didn't arrive. Bagajım gelmedi.
- Where can I …? Nerede … yapabilirim?
- Is there a … nearby? Yakınlarda … var mı?
- How far is it to …? …'e ne kadar uzak?
- Does this bus go to …? Bu otobüs …'e gider mi?
- What time do I have to …? Saat kaçta … gerekiyor?
- Could I get a late check-out? Geç çıkış yapabilir miyim?
- I booked a room with … … bir oda ayırttım.
- There's a problem with … … ile ilgili bir sorun var.
- It's too … in my room. Odam çok ….
- Could you help me with …? … konusunda bana yardım eder misiniz?
- I'm looking for … … arıyorum.
- I'm on my way to … … yolundayım / … gidiyorum.
- I'm traveling with … … ile seyahat ediyorum.
- It's my first time in … …'e ilk kez geliyorum.
- How long does it take to get to …? …'e gitmek ne kadar sürer?
- Do I need to …? … gerekiyor mu?
- Could you show me … on the map? Bana … haritada gösterebilir misiniz?
- I'd like to change my … … değiştirmek istiyorum.
- What do you recommend seeing in …? …'de neleri görmemi önerirsiniz?
- Sorry, I think you're in my seat. Pardon, sanırım benim yerimde oturuyorsunuz.
- Do you mind if I …? … sakıncası var mı?
- Is the flight to … on time? … uçuşu zamanında mı?
B1 · Orta (24 kalıp)
- I was supposed to … … gerekiyordu / … yapacaktım (ama olmadı).
- Would you be able to …? … yapabilir misiniz acaba?
- I'd appreciate it if you could … … yaparsanız çok sevinirim.
- Is there any way I could …? … yapabilmemin bir yolu var mı?
- I'm not happy with … … memnun değilim.
- It says here that … Burada … yazıyor.
- According to …, …'e göre, ...
- I was told that … Bana … söylendi.
- As far as I know, … Bildiğim kadarıyla ….
- In case …, … ihtimaline karşı, ...
- Just in case, … Ne olur ne olmaz, ….
- By the time …, … … olduğunda, … (çoktan).
- I ended up … Sonunda … (oldu / yaptım).
- I'm used to … … alışığım.
- I'm not used to … … alışık değilim.
- It's not as … as I expected. Beklediğim kadar … değil.
- It turned out that … Meğer … / Sonradan … olduğu anlaşıldı.
- I had no idea … … hiç bilmiyordum / haberim yoktu.
- I'd better … … iyi olacak / en iyisi ….
- You'd better … … iyi olur (yoksa...).
- Make sure you … … mutlaka / … emin ol.
- Don't forget to … … unutma.
- I really appreciate … … için gerçekten minnettarım.
- I can't wait to … … için sabırsızlanıyorum.